MANAVGAT TRAVESTİ RACONU VAR

MANAVGAT TRAVESTİ

Manavgat travestileri Bu işin de bir raconu var ya hani, son derece muhafazakar “baba” müzisyenler var; işin erbapları. Mesela gitarım bozuluyor diyelim, gidiyorum yaptırmaya o gitarı bizzat götüren bir kadın olarak bana “siz Manavgat travesti mi çalıyorsunuz” sorusu kesin geliyor. Sonra başlıyorlar karşımda Side travestileri sololar atmaya, terminolojik konuşmalara. Bu tarz üstten yaklaşımlar da çok sıkıcı. Manavgat travestileri Ne çalıyorsun sorusu da öyle. Bildiğin kibir yani. Side travesti “Efekt pedalı kullanıyorum” dersen bittin. Gitarcı olmadığın da anlaşıldı, zaten bozmuşsun gitarı. Side travestileri Yıkıl yani.Manavgat travesti Bir de başka bir boyutu var işin; müzisyen olmanın etrafında örülmüş garip bir ruh hali var. Yani sen müzisyensen kesinlikle Side travesti kutsal bir şey yapıyormuşsun gibi bir inanış var. Müzisyen de buna inanıyor, kendini kaptırıyor da ve büyükleniyor. Side travestileri Buna inanması da bekleniyor herhalde. Bu çok dogmatik ve eril geliyor bana. O da ayrı bir baskı unsuru bence.Sadece seyirci olamaz tabii. Manavgat travestileri Bunu aslında müzik üzerinden kurulan Manavgat travesti ve sürdürülen iktidar ilişkilerine örnek olarak söyledim. Yani müzik, dolayısıyla müzisyen de Side travesti iktidarın belirlediği kültürel kodları çok yansıtıyor diye düşünüyorum. Şöyle bir baktığımda müzikle uğraşan, üreten pek çok insanda o çok özel bir şey yaptığına olan inancı yansıtmasında feci bir kibir var. Ve işin içine o yaratma eylemi girdiğinden bu durum fazlasıyla kutsanmış oluyor, hatta mümkün değil Manavgat travestileri tartışmaya açılmıyor. Manavgat travesti Yani hem ‘’aşırı sanatçı’’ olduğunu sanıyorsun hem de aslında tartışmaya Side travesti pek açık değilsin, hatta bundan ödün patlıyor. O kadar çok örneği var ki bunun. Buralarda müzisyenlik hala biraz böyle Side travestileri yaşanıyor açık konuşmak gerekirse. Alışılmışın biraz dışına çıktığınızda ise ‘’napıyo bu ya’’ bakışlarıyla karşılaşmanız mümkün. Bilmiyorum anlatabildim mi? Mesela benim bazı albümlerim bir ara ardı ardına kaset olarak yayınlandı. Resmen dalga geçildiğini hatırlıyorum, “kaset ne abi, kaset mi kaldı” gibi. Halbuki kasetin de özellikle geçtiğimiz senelerde aynı plak gibi bir geri dönüşü oldu.